Türkçe Rap’i Yayma Kürsüsü

Türkçe Rap’i Yayma Kürsüsü

11 Ekim 2020 0 Yazar: Hüsnü Nacip

Türk Dili Kurumuna göre ‘’Tutku’’; İrade ve yargıları aşan güçlü bir coşku, ihtiras olarak tanımlanıyor.

Giriş

Mantık ile hareket edilemeyecek kadar bağlılık ve aşırı düşkünlük durumu olarak yorumlayabiliriz aslında tutku kelimesini. Her geçen gün mükemmel bir kararlılık ile boka batırmaya devam ettiğimi ‘’Dünya’’ gezegenin de en zor işlerden biri aslında herhangi bir şeye karşı tutku beslemek. 24 saati ölmeden tamamlayıp başarılı sayıldığımız ve bir sonraki 24 saate geçmeye hak kazandığımız bu coğrafyada tutkularının peşinden koşmak bir çok kişiye göre ahmaklık sayılsa da, tutkuları peşinden giden insanlara karşı kıskançlığım her geçen gün git gide artış göstermekte.

Erteleme eylemenin vücut bulmuş hali olarak bu hafta tutkuları için üreten insanları araştırayım da yazı için de bir sebep çıksın derken rastladım ‘’Türkçe Rapi Yayma Kürsüsü’’ ne. ‘’Ulan zaten yayıldı yayılacağı kadar, günlük piyasaya çıkan rapçi sayısı, memlekette adım başı açılan üniversite sayısını geçmiş, covid vakalarına kafa tutar haldeyken, birde kürsü kurmuş adamlar’’ dedim içimden.  İnsanın yeni şeyler öğrenmesi ve üretmesi kendi ruhsal sağlığı açısından oldukça önem arz etmektedir, bu iş aylaklık ta da böyle, eğer aylaklık liginde kendinizi üst sıralara taşımak istiyorsanız sürekli yeni aylaklıklar geliştirmelisiniz. Tam Allamenin albümü dinleyecekken ‘’Aman be kardeşim sonra dinlerim’’ dedim ve Türkçe Rap’i Yayma Kürsüsüne kulak kabarttım, en son Xir, Sallan’ı çıkardığı gün ‘’Ulan ne güzel parça şuna bir şeyler karalayayım’’ deyip yazıyı yarım bırakmıştım, yazıya geri döndüğümde dinlenme sayısı 2 milyonu geçince ‘’Ulan adamın zaten artık ihtiyacı yok salla.’’ demiştim kendi kendime. Sanırım Allame’de de bu durum böyle olacak.

GELİŞME

Giriş kısmının laf kalabalığını geride bırakıp konuya odaklanacak olursak, her ne konuda olursa olsun memlekette etrafınızda ki denyolara rağmen üretmek, etrafınızda ki denyolara rağmen yazılı/yazısız yayın yapmak ve yine etrafınızda ki denyolara rağmen bunu sürdürülebilir kılmak çok zor iş. Ben etrafımdaki denyolara rağmen bunun ancak %40’ını yapabildim. Mesela ‘’Şehir ve Ritim’’ de ki Cenk bu işi baya yukarı taşımış vaziyette, ‘’Guerrilla Republik’’ ve Bol sözlükten arkadaşım ‘’İf’’ te podcast yayıncılığında daimi olarak dinlediklerim arasındayken ‘’Türkçe Rapi Yayma Kürsüsü’’ de yayınlarına bu şekilde devam ederse ilk 11 de kendine rahatça yer bulur benden söylemesi.

Podcast yayıncılığı, 3 tarafı denizlerle çevrili ve bir yılda 4 mevsiminde yaşandığı, Asya ile Avrupa arasında bir köprü görevi gören binlerce yıllık tarihi olan güzelim ülkemizde hala uyanılmış bir mevzu değil. Teknik olarak kayıt edilmesi ve yayınlanması daha kolay, dinleyici kitlesi daha az ama daha niş olan bu alan artık git gide bir sektör olma yolunda ilerliyor. Nasıl ki yutupta istediğimiz her konu hakkında içerik bulabiliyorsak gün gelecek spotify’da da durum buna dönecek. Bloglar nasıl yerini instagram’a bıraktıysa, podcast yayıncılığı da bir çok mecranın sonunun gelmesinde önemli bir etmek olacak. Muhtemelen millet henüz spotify içerik üreticilerine para vermiyor diye bu mecraya sıcak bakmıyor ama, hele bir para ödemeye başlasınlar siz o zaman görün piyasayı. O nedenle benden tavsiye 10 sene sonra Enes Batur’un yaşadığı hayatı yaşamak istiyorsanız köşeleri şimdiden kapın 🙂

 

 

İlk bölümlerini Haziran ayında dinlemiştim, Temmuz da ki bölümlerine de bir kulak kabarttım ama tam bitirememiştim, her ne kadar spotify bilgilerinde her hafta yeni bölümleriyle karşınızda yazsa da, Ağustos ve Eylül’ü boş geçmişler. Her içierk üreticisinin istediği şey sadık bir kitledir, her kitlenin de istediği sürdürülebilir içerik. Eğer kendilerine sadık bir dinleyici kitlesi hedefliyorlar ise verdikleri söze riayet etmeleri gerekir, günümüzde her ürünün saniyeler içerisinde tükendiği,odaklanma sürelerimizin git gide azaldığı bu dönemde podcast yayıncılığının iki temel unsuru vardır, biri sürdürülebilirlik diğeri ise bölümlerin hap niteliğinde olması. Her iki konuda da gelişim göstereceklerine inanıyor ve kafanızda beliren ‘’iyi de kardeşim ne konuşuyor bu adamlar’’ sorunuzun cevabı için alt satıra geçiyorum.

İlk podcast kaydının yayınlandığı 24 hazirandan bu yana 4 bölüm kaydetmişler, kayıtların ortalama uzunlukları 33-35 dakika diyebiliriz, ‘’Sokakta pişti hayatınıza düştü, Yaz’a atılan dissler, Beyaz yakalı rapçiler ve Affet anne çocuğun rapçi’’ oldu gibi nevi şahsına münhasır isimleri olan bölümleri ben Spotify üzerinden dinliyorum ancak sanırım Apple podcast te de varlar. İyi ya da kötü olsun kolektif yapılan işlerin hastasıyım, içerikleri oldukça güzel ve dinlenebilir. Hangi rapçi kimi pandiklemiş?, kim kime sallayıp sonra aynı albümde bir araya gelmiş?, hangi rapçi’nin lamborghini’si daha hızlı gidiyor ve kimin gucci’si daha parlak?’’ muhabbetlerinden uzak, Rap Müzik adına bir genel kültür programı desem eksik tanımlamış olmam aslında.

SONUÇ

Dedim ya kolekti yapılan işlerin hastasyım , aynı amaç uğruna bır araya gelmıs ınsanların işlerini görmek beni az kendi işim gibi mutlu ediyor, dinleyin dinlettirin her bölüm sonrası biz dinleyenlere ettikleri teşekküre karşılık bir teşekkür edin,

Kürsüde ki arkadaşlara dip not: Yayınlarınızda, kavga, kaos, kin ve nefret saçmanız, sağa sola sataşmanız bilinirliğinizi daha da arttıracaktır 🙂

Türk Hiphop kültürüne sevgi ve saygılar

Hüsnü Nacip